9 Mart 2017

Sadeleşme Yolculuğu: TAŞINIYORUM, TAŞIMIYORUM







Gönlüme göre; küçük, ferah, beni vermeye, atmaya, sınıflamaya, azaltmaya, organize olmaya mecbur bırakacak olan bir ev bulmuş olmanın mutluluğu ile işe koyulduk… Neyse ki eşimin de en az benim kadar azaltmaya ,elden çıkarmaya hevesli ve niyetli olması bu süreçte en büyük şanslarımdan biri oldu.

Yeni eve giderken fazladan hiçbir şey taşımamaya karar verdik.



Kırık dökük, eskimiş, işe yarar diye kenara ayırıp üzerinde toz biriktirdiğimiz, bazen sadece boşluk doldursun diye alınıp koyulmuş gördükçe bu niye duruyor burada dediğimiz, zamanında aksesuar diye alıp artık zamana yenilmiş ıvır zıvırlar, tekrar okurum deyip kitaplık beklettiğimiz kitaplar pek kullanışlı olacağını düşünerek alınmış ama fişe sadece bir iki kez takılmış elektrikli aletler, ödedim bak haaa diye gururlanarak istiflenmiş faturalar, dekontlar, aaa ne güzel yazılmış diye kesilen makaleler, hmm pişiririm ben bunu diye dosyalanmış tarifler, heeey ne güzel aktivite olur buçukluğa umuduyla kutulanmış, kartlar,kartonlar,bezler,pipetler, offfff daha neler neler…

Saymaya başladım ama buraya sığmayacak galiba, bunları oda oda sınıflayarak yazmayı düşünmeliyim belki de..

Bu da sadeleşmenin aşamalarından biri sınıflamak, kategorilere ayırmak, benzer şeyleri aynı yerde tutmak. Sadece ev içinde değil, ofiste, arabada, çantada, hatta ruhta ve kafada…

Neyse dağılmayalım. Velhasıl başladı mı bizde bir elden çıkarma maratonu.

Ruha iyi gelen bir süreç bu, her aşamada. Ben her eşyanın bir enerjisi olduğuna inanıyorum, o enerji  beni de etkiliyor. Bunun için onu görmeme gerek yok, bir dolap içinde kapalı, bir kutu içinde bodrumda, depoda, hatta evin dışında bile duruyor olabilir. Asıl nokta ona sahip olmam, ben ona sahip olduğumu ve hayatımın içinde bir yerlerde duruyor olduğunu biliyorum ya işte onun enerjisini hissetmeme yetiyor.

Pozitif ve ya negatif olabilir bu enerji pekala. bana iyi gelmediğini düşündüğüm bir eşyadan ayrılmak ruhumda hafifleme yaratıyor. Her gidende sanki daha rahat nefes alıyorum. Sanki onu yıllardır sırtımda bir çuvalda, boynumda bir ipin ucunda, hatta en ağır gelenler için ayağımda bir prangada taşıyordum da elden çıkarınca tüm bu ağırlıktan kurtuluyormuşum gibi hissediyorum.

Taşınırken o kadar çok şeyi taşımaktan vazgeçtim ki… Kuş gibi hafifledim. Sırtım kaşınsa kanatlarım çıkıyor uçacak mıyım neyim der oldum…

Meğer ne çok şey biriktirmişiz yıllar içinde. Gerek var mıymış, büyük çoğunluğuna hayır. Yaşamak için elzem miymişler. Değilmişler. Neden ağırlığını sırtlanmışız onca yıl o zaman… Mantıklı bir cevap bile bulmak zor. O zaman için gerekli gibiydi, o zaman güzel gelmişti, bi gün lazım olur demiştim. Hepsi doğru, ama  kilit nokta “ O zaman”…. O zaman,  geçip gittiğinde vedalaşmak gerek o zaman.